Meriç Aktaş

Prof. Gülten İmamoğlu ile...
Facebook'ta paylaş

SANAT ÖZÜNDE, HEP ÇABA, MÜCADELE VE ACIYI BARINDIRIR...

PROF. GÜLTEN İMAMOĞLU İLE...

16 Mayıs 2013

 

 

bugungugece.com sayfası için...

 

 

Söyleşiler

 

Sanat ve değişim

19 Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi ve ressam Prof. Gülten İmamoğlu ile sanat, sanat eğitimi üzerine konuştuk.

 

Sanat, Özünde Hep çaba, Mücadele ve Acıyı Barındırır

 

Sanat eğitimi sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Eksiklikleri nelerdir? Bunlar nasıl giderilebilir?

Sanat eğitimi; en yalın söylem ile sanat yeteneği yüksek  bireyin bilgi ve beceri düzeyini arttırma sürecidir. Bu süreç ne kadar doğru ve verimli değerlendirilir ise birey o kadar farkındalık kazanır, donanımlı yetişir.

Sanat eğitimi diğer eğitimlerin aksine birebir eğitimdir. Sanat eğitimi süreci sadece sanatçı yetiştirmeye dayalı olmadığı için bireyin ne olmak istediğini bilerek hareket etmesi şarttır. Bu bilinçle de, birikim yapması gerekir. Eğer amaç öğretmen olmak ise, izlemesi gereken yol başka, serbest piyasada kendi ajansı üzerinden hizmet verecek ise ya da akademisyen olacaksa başkadır. Bu seçenekler çoğaltılabilir.

Akademisyen ve öğrenci açısından ele alındığında sanat eğitiminin iki ayrı kutbu var gibi görünür. Oysa sanat ortamı da bu sürecin her aşamasında sisteme dahil edilmelidir. Sanat eğitimi alan bireyin içinde bulunduğu sanat çevresi onun beslenip olgunlaşmasına olanak sağlar. Ülkemizin genelini düşünecek olursak İstanbul, Ankara gibi büyük metropoller dışında kalan yerlerde öğrencinin besleneceği aktif sanat faaliyetlerinin yapıldığı ortam neredeyse yoktur.


Genç sanatçıların karşılaşacağı güçlükler neler oluyor? Nelere dikkat etmeliler? Ne yapmalılar?


Ağacın görkemine ulaşması için kaç tane fırtınalı hava atlattığı gerçeğini bilmek çok önemli bu noktada. Genç sanatçılar için, hatta büyümeyi seçen herkes için aynı şey söz konusudur.  Sanat özünde hep çaba, mücadele ve acıyı barındırır, varlığı biricikliği (uniq) zorunlu kılar. Tesadüfen ya da zoraki gidilecek bir yol değildir. Genç sanatçının hem iç kavgası, hem de dış dünyayla mücadelesi bitmeyen bir kısır döngüdür. Bir o kadar da yegane özgürlük alanıdır sanat.

Üretilen işler uygulanan teknik açısından yetkinlik gerektirir. Zekice kurgulanmadan düşünsel alt yapı olmadan dikkat çekici ürünler ortaya koymak zordur. Özellikle güncel sanat sıra dışı ve vurucu olmazsa amacına ulaşamayabilir. Tüm bunlar bir araya gelse bile, başarı için doğru bir tanıtım ve destekleme şarttır. Orijinal bir fikir zaman kaybedilmeden üretilip iyi bir tanıtımla paylaşılmazsa çok hızlı bir biçimde güncelliğini yitirebilir. Sanatçı, sanat eseri ve destekçi kurumun (galeri, özel kurum ya da devlet desteği ) üçlü ortaklığı sanatçının gelişiminde çok önemlidir. Sanat piyasasının dinamikleri en akılcı ve etkin biçimde sanatın gelişimine hizmet etmek zorunda. Sanat uzun soluklu bir süreçtir.

Sanatçının yaşadığı ortam ruh haline yansır ve sürekli bir değişim söz konusudur. Bilim ile sanatta ki en önemli fark budur, çünkü bilimde gelişim vardır. Bu durum sanatçının eserlerine ve kullandığı malzemeye de yansır yani yeniliklere, değişimlere açık olması da gerektirir.



Sanatçının kendini yenilemesi ya da tekrar etmesindeki handikaplar nelerdir?

Bu çok hassas bir durum aslında. Sanatta konu ile üslup karıştırılıyor sık sık. Sanatta tavır, üslup ve yaklaşım vardır. Balık resmi yapmak bir üslup değildir, sadece konudur balık. Resmedildikten sonra o artık bir balık da değildir ya. Kabul gördü diye binlerce balık resmi yapmak gibi aynı resmi defalarca yapmak mesela…

Kabul gördükten sonra bir sanatçı risk almak istemediği için hep aynı şeyleri tekrar ediyor ise esas risk budur bence. Sanatçı ruhu sürekli değişim halindedir aslında, bunu eserlerine yansıtacak kadar da cesurdur.


Sanat piyasasında sanatçı açısından şu anki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Herkes kendini yeterince ifade edebiliyor mu? Sanatını gösterebiliyor mu?

Sanat piyasası son dönemlerde enteresan bir süreçten geçiyor. Son yirmi yıl sanat açısından oldukça iyi bir ivme kazandık diyebiliriz.

Kendini doğru ve yeterince ifade etme aslında olanaklarla koşut bir durumdur. Çoğu sanatçımızın bu olanakları bulamadığı için silik kaldığını düşünüyorum. Kendi olanakları sanatçıyı nereye kadar taşır ki?

Yurt dışı sanat etkinliklerin sanatçı açısından avantaj ya da dezavantajları nelerdir?

Bence her zaman avantajdır. Öncelikle sanatçının doğru yolu bulmasını sağlar. Üretim kalitesini sorgulattırır, objektif eleştiriler sayesinde doğru noktaya varmasını sağlar.


Sanatçı menajerliği ve sanat yöneticiliği hakkında ne düşünmektesiniz?

Sanatçı tek başına eserini ortaya koymalı, ona müdahale olmamalı ama sonrası  bence ekip işidir. Yeter ki aynı dili konuşan doğru kişiler bir araya gelebilsin. Galerici, küratör, menajer sanat eserinin ve sanatçının hak ettiği değeri bulmasında ve doğru noktaya taşınmasında  ortak hareket etmeli.