Meriç Aktaş

"Yeditepe de Zaman III"
Facebook'ta paylaş

"Yeditepe'de Zaman III"

6 Haziran - 12 Temmuz 2012

Ekavart Gallery, Gümüşsuyu - İstanbul

 

Sergiden Görüntüler I Eserler I Katalog I Video 

 

 

  

Yapılanlar

 

"Yeditepe’de Zaman III"
6 Haziran - 12 Temmuz 2012

EKAV/ Eğitim Kültür Araştırma Vakfı; Yeditepe Üniversitesi G.S.F. Plastik Sanatlar Yüksek Lisans Programındaki öğrencilerinin ’Yeditepe’de Zaman III’ sergisine
6 Haziran – 12 Temmuz tarihleri arasında ev sahipliği yaptı.

Sanat Yöneticiliği’ni Meriç Aktaş Ateş’in üstlendiği; Zahit Büyükişliyen, Ergin İnan, Mustafa Ata, Aydın Ayan, Turan Aksoy, Fevzi Karakoç, Nilay Kan Büyükişliyen, Ferhat Özgür, Muammer Bozkurt, Gülveli Kaya, Betsy Sullam Halfon, Hakan Özer, Sinan Demirtaş, Teymur Rzayev, Gürbüz Doğan Ekşioğlu gibi bu programda ders veren Türk Resim ve Heykel Sanatları’nın değerli hocalarının katkıları sonucunda oluşan sergi, video, enstalasyon, Hiper-Realist, Kavramsal, Land-Art, Asamblaj, Kolajlar gibi özgün araştırmalardan oluşan çalışmaların bir kesitini sanatseverlerin beğenisine sundu.

Sergiye Katılan Yüksek Lisans Öğrencisi 25 Genç Sanatçı;
Altuğ Alaçlı, Haydar Akdağ, Can Akerson, Deniz Aktaş, Rengin Altınalmaz,  Esra Bağ, Sibel Çağlayan, Nilgün Dolu, Öznur Göksu, Umut Mehmet, Güler Murşil,  Zeynep Seda Oğurtanı, Nilüfer Şasev Özbek, Ezgi Özkılıç, Gizem Özöver,  Fatma Sevim Özyurt,  Hasan Pehlevan,  Necla Tosmur,  Pınar Yasav,  Ayça Yücedağ,  Abidin Müslüm Baysal,  Ezgi Bilgin,  Kadir Kayserilioğlu,  Yusuf Şengür,  Silver Gözütok Güçlü.

 

 

Sergi açılış konuşması

Sanat üzerine;

“Sanat” denen şeyin özelliği bir bakıştır. İnsan’ a bakarken anlamlı olan “dış” değil sonsuzluğun sınırlarını zorlayan “iç” teki “öz”dür deriz. Sanat da insanın ve evrendeki varlığın içindeki özü keşfetmeye çalışan ve aynı zamanda varlığı da sorgulayan bir çabadır. Bu çaba sonucu ortaya çıkan şey (sanat) sanatçının bir insan olarak kendi varlığının da anlamlı ve değerli bir dışavurumudur.
Bir başka yönü ile de “sanatçı” hayal gücü ile hiç olmayanı da görmeye çalışır diyebiliriz. Böyle bir çalışma ve çabalama olmadan da kendimizi rutin olanın ötesine götüremeyiz, kendimizi aşamayız.
Hep çaba, çalışma gibi sözcüklerle tanımlansa da sanat hayatın anlamını göze ve duygulara hitab eden görselliklerle sorgulayan en gizemli ve keyifli bir yoldur diyebiliriz. Bu içimizdeki özün de yansıması olduğu için “sanat” a kalbin okuryazarlığı da diyebiliriz.
Yine sanat kavramına devam. Paul Klee’nin deyişiyle sanat yürüyüşe çıkmış bir noktadır. O yürüyüş sonsuz bir çizgi olarak bizi yeni evrenlere ulaştırır. O’na bakarken de sanatı sonsuzluk içinde görüntülenen bir “an” olarak tanımlayabiliriz.
Gelelim işin bir “sorunsal” olarak algılanan kısmına. Sanat derinliği ve özelliğini bilmeyenler ve o duyguları yaşamamış olanlar için kolay ama “sanatçı” için de çok zor ve hatta cesaret isteyen bir süreçtir.
Şöyle de diyebiliriz: Sanat da bilim kadar hatta ondan daha da sorgulayıcı ve zordur. Çünkü formüllerle değil, sadece beyinle değil gönlün duyarlılıkları ve belirsizlikleri ile yola çıkar ve “insan” a ulaşmaya çalışır ve bilinen dillerle anlatılamaz.
Leonardo Da Vinci ile bitirelim:
 
“Sanat nesillere bilgiyi ileten bilimlerin kraliçesidir “ !

Prof. Erdal Yavuz